nasılsın


 
AnasayfaAnasayfa  kapıkapı  GaleriGaleri  AramaArama  Giriş yapGiriş yap  Kayıt OlKayıt Ol  

Elektromanyetik Dalgaların İyonosferdeki Yayılımı

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
FLORA
admin
admin
avatar


Yaş : 34 Kayıt tarihi : 01/06/08 Mesaj Sayısı : 621 Nerden : istanbul İş/Hobiler : çoook Lakap : geveze

MesajKonu: Elektromanyetik Dalgaların İyonosferdeki Yayılımı Ptsi Ekim 13, 2008 4:15 pm

Elektromanyetik Dalgaların İyonosferdeki Yayılımı
Daha öncede belirttiğimiz gibi iyonosfer tabakası plazma yapısındadır. Fakat iyonosfer tabakasının parametreleri değişkendir. Güneş patlamaları ve manyetik fırtınalar olarak atmosfer dışından gelen etkiler veya olumsuz hava şartları ve manyetik fırtınalar olarak atmosfer içinde oluşan etkiler veya Atmosferdeki İyonosfer tabakasının elverişsiz oluşumlara girmesi nedeniyle ortaya çıkan şartlar elektromanyetik dalgaların yayılmasını etkilemektedir.
İyonosferdeki yayılımı incelemek için önce iyonosferin yapısını inceleyelim.
İyonosferin Yapısı
Atmosfer, radyo haberleşmesinin en önemli yayılım ortamı olduğundan, sürekli olarak incelenmekte, hatta günlük ölçmelerle propagasyon koşulları hep izlenmektedir. Bu çaba, değişik amaçlı iletişimlerin en iyi koşullarda yapılması için gerekli görülmektedir. Verici antenlerden çıkan elektromanyetik dalgalar, aşağıdan toprak ve deniz, yukarıdan da atmosfer tabakalarının etkisi altında kalmaktadırlar. Atmosferin en alt tabakası olan troposfer, içindeki su buharının yoğunluğu ile ve atmosferin üst tabakası iyonosfer ise, içindeki elektron yoğunluğu ile etkili olur.
Yer yüzeyi genellikle iletken kabul edilince, elektromanyetik dalga yoluyla toprak ve denizde de elektron salınımları oluşacağını anlayabiliriz. Elektromanyetik dalgalar bu yüzden yer yüzeyinde dağlıklara göre sapma gösterirler. Toprağın direnci olduğundan, enerji yüksek
frekanslarda toprak tarafından absorbe edilir ve uzağa gidemez. Dolayısıyla yere paralel olarak giden dalgalar ancak uzun ve orta dalga boylarında işe yarar. Deniz suyu daha iletken olduğu için deniz üstü iletişimde kısa dalgalar kullanılır.
Atmosferin en alt tabakası olan troposferin içinde, yukarılara çıktıkça yoğunluğu gittikçe azalan su buharı bulunur. Aşağıdan üst troposfere ulaşan bir dalga ortam değişikliğinden dolayı kırılmaya uğrar ve dünya yuvarlağına uyacak biçimde aşağıya doğru sapma gösterir. Ancak bazı zamanlarda troposferde nem yoğunluğu çok fazla olan tabakalar oluşur ve bunlar dalgaları yansıtıcı özellik gösterir. Bir dalga, böyle iki tabaka arasına girdiğinde sanki bir borudan ilerliyormuş gibi, engel tanımaksızın çok uzaklara ulaşabilir.
İyonosfer tabakası 60–80 Km. yükseklikten başlayıp 1000–2000 Km.ye kadar çıkar. İyonlaşmanın nedeni ise güneşin morötesi ışınımıdır. İyonlaşma sonucu ortaya çıkan serbest elektronlar, iletkenlik yaratırlar. Bu elektronlar üzerlerine bir dalga geldiğinde salınmaya başlarlar ve sanki bir verici anten gibi yer yüzeyine dalga yayarlar. Böylece aşağıdan gelen dalga tekrar geri yansıtılmış olur. Elektron yoğunluğunun çok fazla olması ise dalganın yarattığı salınımın üst tarafa transfer olmasına neden olur. Absorbe edilmiş, yutulmuş gibi izlenim verir ve böylelikle yansıma engellenmiş olur. Elektromanyetik dalgalarla en uygun iletişim, gece şartlarında oluşan elektron yoğunluğudur.
İyonlaşma ve iletkenlik değişmeleri üç kurala bağlıdır

1 - Günlük ışık değişmeleri (Gece ve gündüz)
2 - Yıllık ışık değişmeleri (Mevsimler)
3 - 11 yılda bir yoğunlaşan güneş lekeleri

İletkenlik, gündüzleri yazın ve güneş lekelerinin çok olduğu sıralarda büyüktür. İyonlaşma ayrıca tabakanın yüksekliğine de bağlıdır. İyonosferin orta tabakalarında iyonlaşma daha çok olur. Bu tabaka (F) tabakası (200–400 Km.) olarak tanımlanır. Belirli mevsimlerde, ( F ) tabakası içinde bir ikinci tabaka ortaya çıkar ki yoğunluğun en çok olduğu tabakayı oluşturur. O zaman bir ( F1 ) tabakası ve bir de ( F2 ) tabakasından söz edilir. 100–500 Km. arasındaki bir başka yoğun tabaka da ( E ) tabakası adını alır. Bu bölgede bazen elektron yoğunluğu aniden 100 katına çıkabilir ve bu durum bir kaç dakika veya bir kaç saat arası sürebilir ki Radyo Amatörlerini hayretler içinde bırakan propagasyon cilvelerinin kaynağıdır. Kısa süreli bu tabakaya ise ( E8 ) tabakası denir. İyonosferin 60–100 Km. arasındaki en alt tabakası ise ( D ) tabakasıdır.
Güneş lekelerini ve iyonlaşma üzerindeki etkilerini de dikkate almak gerekir. Güneş lekeleri, güneş yüzeyinde oluşan büyük yanma ve patlamalar olarak göz önüne getirilebilir. Bu lekeler uzay boşluğuna bir top ateşi biçiminde ışınlar ve hızla ilerleyen tanecikler fırlatırlar. Yayılan ışın ve tanecikler dünya atmosferine ulaştığında buradaki iyonlaşmayı arttırırlar. Sonuç olarak sayısı çok fazla artan elektronlar yerden üzerlerine gelen dalgaları üst taraflara aktararak yansıma olayına engel olurlar ve radyo sinyallerinin sekerek uzaklara gitmesini olanaksızlaştırırlar.
Özellikle iyonosferdeki iyonlaşmanın radyo dalgalarına etkisini şu şekilde açıklanabilir. " Elektron yoğunluğu çok yüksek olduğu ve elektronlar kalın bir tabaka durumunda olduğu zaman (yani gündüz veya güneş lekeleri fazla iken) gelen dalgalar yansıtılmaz. Elektron yoğunluğu düşük olduğu ve elektronlar ince bir tabaka oluşturduğu zaman (yani geceleri veya güneş lekeleri az iken) yansıtma artar "
Şekilde dünya üzerindeki bir vericiden çıkan radyo dalgaların değişik açılarda nasıl ilerlediklerin ve hangi etkiler altında kaldıklarını görmek olanaklıdır.





İyonosfer Üzerindeki Deneysel Çalışmalar
Şimdiye kadar elektromanyetik dalgaların plazmadaki davranışını ve iyonosferdeki yayılmasını inceledik. Şimdiyse iyonosfer üzerinde yapılan deneysel çalışmalardan bazılarını inceleyelim.
HAARP PROJESİ
HAARP Nedir?
HAARP, HF’da yüksek enerji çıkışları ile iyonosferin ısıtılması ve burada bir takım değişimler yapılarak etkilerinin incelenmesi için başlatılmış bir projedir. Kullanılan frekans aralığı 2,8-10MHz arasıdır, çıkış gücü ise resmi kaynaklarda 3,6 Gigawatt olarak belirtilmesine karşılık 10 Gigawatt’a çıkarılabileceği açıklanmaktadır. Bu enerji dünyadaki en büyük radyo vericisi ünvanını kazandırmaktadır. Merkezin 1 saat boyunca çalıştırılması durumunda Hiroşima atılan atom bombası kadar enerji ortaya çıkaracağı hesaplanmıştır. Fakat bu merkezin yılda 4–5 kere ve sürekli olmayıp vuruş modunda (seri ve güçlü atışlar üretme) ile çalışacağı bildirilmektedir.

HAARP’ın resmi kaynaklardaki amaçları:
1
-Atmosferdeki termonükleer araçları kontrol edecek elektromanyetik vuruşları gerçekleştirmek.
2-Denizaltılar ile haberleşmeyi kolaylaştırmak. Bu haberleşme ELF(Extremely Low Frequency) ve VLF(Very Low Frequency) dediğimiz 30Hz-30KHz civarında çalışmaktadır. ELF nin yan etkileri bilindiğinden mevcut ELF vericileri ile HAARP vericileri değiştirilmek istenmektedir.
3-Radar sistemlerini geliştirmek.
4-Çok geniş bir alanda ABD ordusunun haberleşmesini sağlamak.
5-Cray ve EMass süperbilgisayarlarının yardımı ile yeraltının tomografik haritasını çıkarabilmek.
6-Petrol, doğalgaz ve mineral yataklarını tespit etmek.
7-Cruise füzesine benzer alçak irtifadan uçan füze ve hava araçlarını havada imha etmek.
HAARP projesinin amaçları resmi kaynaklarda aşağıdaki gibi belirtilmiştir. Fakat bunlar işin görünen yanı, buz dağının altında çok daha vahim bir tablo ile karşılaşıyoruz. Bu tablo projenin karşısında olanlar tarafından dile getirilmektedir. Özellikle de 230 sayfalık “Angels Don’t Play This HAARP-Melekler HAARP ile Oynamaz” adlı kitap bu görüşleri dile getiren en önemli kaynaktır.

HAARP karşıtı açıklamalara bakalım ve teorileri destekleyen olayları inceleyelim. 1-İklimleri değiştirebilir.
2-Kutupları eritebilir veya yerinden oynatabilir.
3-Ozon tabakası ile oynayabilir.
4-Deprem yaratabilir.
5-Okyanus dalgalarını kontrol edebilir.
6-Dünyanın enerji kuşakları ile oynayarak insan biyolojisini ve beynini etkileyebilir.
7-Radyasyon yaymadan termonükleer patlama oluşturabilir.
Yukarıda yazanları tekrar okuyup son 10 yılda yaşanan olayları göz önünüze getirmenizi istiyorum. Aklınıza gelen örneklerin sadece basit doğa olayları veya küresel ısınmayla açıklanamayacağını bir kez düşünün. Dünyamız yaşadığı sıkıntıları sadece doğal nedenlerle mi yaşıyor, yoksa insan parmağı işin içinde mi?




STARFISH PROJESİ (1962)
9 Temmuz 1962'de ABD iyonosferle ilgili bir dizi deneye daha başladı. Onların tanımıyla: "60 km yükseklikte 1 kiloton ve yüz metreler düzeyinde 1 megaton ve 1 multi-megatonluk birer araç" (KHA, 29 Temmuz 1962). Bu denemeler en alçak Van Allen Bağı'nı şeklini ve yoğunluğunu yeterince bozacak kadar etkiledi. "Bu deneyde en alçak Van Allen bağı bir süreliğine yok edilecek; Bağ'daki parçacıklar birkaç saatliğine radyo iletişimi korunarak atmosfere geçecekler. İç radyasyon bağındaki patlama Los Angeles'tan görülebilecek yapay bir kutupsal ışık kubbesi oluşturacak” (KHA, 11 Mayıs 1962). Bu nükleer patlama sırasında orada bulunan Fijili bir denizci bana bütün gökyüzünü alevler içinde görünce dünyanın sonunun geldiğini düşündüğünü söyledi. Bu, İngiltere'de Kraliçe’nin astronomu Sir Martin Ryle'ın şiddetli protestosunu anımsatan bir deneydi.
"Atmosferin 65–80 ve 280–320. kilometreleri arasında bulunan iyonosfer [o zamanki kavrayışa göre], patlamadan sonra oluşacak basınç dalgasının oluşturduğu mekanik kuvvetler dolayısıyla bozulacak. Aynı anda, yüksek miktarlarda iyonlaştırıcı radyasyon yayılacak ve atmosferin bu bölgesindeki gaz bileşenleri iyonlaştıracak. İyonlaştırma etkisi, fizyon ürünlerinden kaynaklanan radyasyon tarafından güçlendirilecek... jeo-manyetik kuvvet çizgileri arasında hareket eden yüklü parçacıklardan oluşan en alçak Van Allen Bağı da... benzer bir biçimde dağıtılacak. Patlamanın sonucu olarak bu alan bölgesel olarak yok edilecek ve en alçak bağa sayısız yeni elektron getirilecek." (KHA, 11 Mayıs 1962). "19 Temmuz'da... NASA, 9 Temmuz'da yüksek irtifada gerçekleştirilen nükleer deneme sonucunda 400 km ile 1600 km arasında bir radyasyon bağı oluştuğunu ve bunun Van Allen Bağı'nın geçici bir genişlemesi olarak görülebileceğini bildirdi." (KHA, 5 Ağustos 1962).
Britannica'da açıklandığı gibi: "... Starfish [Argus Projesi'yle kıyaslandığında] düşük irtifadan L=3’ün [yani Dünya yüzeyinin üç dünya yarıçapı ya da 13000 km yukarısının] ötesinde kadar uzanan çok daha geniş bir bağ oluşturmuştur." Daha sonra 1962’de SSCB de Dünya yüzeyinden 7000 ve 13000 km yükseklikler arasında üç yeni radyasyon bağı oluşturacak benzer deneyler gerçekleştirdiler. Ansiklopediye göre, 1962'de ABD ve SSCB tarafından yapılan yüksek irtifa nükleer patlamaları sonucunda en alçak Van Allen Bağı'ndaki elektron akısı bir daha hiç geri dönmeyecek biçimde değişti. Amerikalı bilimcilere göre Van Allen Bağları'nın normal değerlerinde dengelenmesi yüzyıllar alabilir.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör http://nasil.yetkin-forum.com

Elektromanyetik Dalgaların İyonosferdeki Yayılımı

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
nasılsın :: EĞİTİM :: Fizik -
- - Arabaforum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blog